Gurbetim de Sensin,Vuslatım da Sen…

Sadece SEN…

  • a

  • Son Yazılar

  • En Çok Okunanlar

  • Yolu Düşenler

    • 37,065 Kul Geçti

Aralık, 2006 için Arşiv

MELİSSA

Yazan: Ebrar Aralık 29, 2006

MELİSSA

Diğer Adları Oğulotu, Melissa officinalis, Melisa, Melisse
Bilgi Ballıbabagiller familyasından; çok dallı, beyaz çiçekli otsu bir bitkidir. En önemli türü Tıbbi Melissa (Melissa officinalis)dır. İstanbul, Bursa, Ege ve Akdeniz bölgesinde yetişir. Boyu 30-80 santimetre kadardır. Limon kokuludur. Çok yıllık bir bitkidir. Yaprakları ince ve yumuşak tüylüdür. Çiçekleri beyazdır. Yapraklarında (Feuille de melisse); tanen, reçine ve uçucu bir yağ vardır.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı Mide ve bağırsak ağrılarını keser. Kalbi kuvvetlendirir. Hazımsızlık, başağrısı ve migrende faydalıdır. Melankoli, sara, başdönmesi, kulak çınlaması ve sinir krizlerinde şikayetleri ortadan kaldırır. Bayılmalarda kullanılır. Mide ve bağırsak gazlarını söker. Aybaşı ağrılarını keser ve aybaşı kanamalarını düzenler. Huzursuzluk ve sıkıntıları giderir. Hafıza zayıflığında faydalıdır.

Yazı kategorisi: Tabiat Eczanesi | » yorum bırak;

sergiden çalışmalar

Yazan: Ebrar Aralık 27, 2006

tezhib-sergisi-019.jpgtezhib-sergisi-036.jpgtezhib-sergisi-090.jpgtezhib-sergisi-030.jpgtezhib-sergisi-043_renamed_14825.jpgtezhib-sergisi-010.jpgtezhib-sergisi-078.jpgtezhib-sergisi-098.jpgtezhib-sergisi-121.jpgtezhib-sergisi-016.jpgtezhib-sergisi-157.JPGtezhib-sergisi-013.jpgtezhib-sergisi-003_renamed_28791.jpgtezhib-sergisi-007_renamed_22227.jpgtezhib-sergisi-004.jpgtezhib-sergisi-008.JPG

Yazı kategorisi: Albümden Renkler | 1 Yorum »

Veda Hutbesi

Yazan: Ebrar Aralık 19, 2006

Yazı kategorisi: Videolar | » yorum bırak;

Teşrik tekbirlerine dikkat!!

Yazan: Ebrar Aralık 19, 2006

Arefe Günü ve Hac Bayramı:

Kurban Bayramının birinci gününe “Yevm-i Nahir”, diğer üç gününe de

“Eyyam-ı Teşrik” denir. Bu bayramdan önceki gün ise, “Yevm-i Arefe”dir ki, Zilhiccenin dokuzuncu günüdür. Ramazan Bayramında Arefe yoktur.

Arefe gününün sabah namazından itibaren Bayramın dördüncü gününün ikindi namazına kadar yirmi üç vakit farz namazın arkasından bir defa şöyle tekbir alınır ki, bunlara Teşrîk Tekbirleri denir: 
    “Allahü ekber, Allahü ekber. Lâ ilâhe illallâhu vallahu ekber. Allahü ekber ve lillâhilhamd.”

(Ö.N.Bilmen-B.İslâm İlmihali

Hadîs-i Şerîfler:

1837 – Amr İbnu Şuayb an Ebihi an Ceddihi (radıyallâhu anh) anlatıyor:

“Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

“Duaların en faziletlisi arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerike leh lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadir. sözüdür.”

4531 – Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor:

“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

Allah, hiçbir günde, arafe günündeki kadar çok kulu ateşten azad etmez. Allah (mahlûkâta rahmetiyle) yaklaşır ve onlarla meleklere karşı iftihar eder ve:

“Bunlar ne istiyorlar?” der.”

4532 – Talha İbnu Ubeydillah İbni Kerîz radıyallahu anh anlatıyor:

“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

Günlerin en efdali arafe günüdür. (Faziletçe) cum’a'ya muvafakat eder. O, cum’a günü dışında yapılan yetmiş haccdan efdaldir. Duaların en efdali de arafe günü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en efdal söz de: “Lâilahe illallah vahdehu lâ-şerikeleh” sözüdür.”

6345 – Sohbet şerefine eren Fakih İbnu Sa’d radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam Ramazan bayramında, Kurban bayramında, Arefe gününde yıkanırdı. Fakih de o günlerde yıkanmalarını aile halkına emrederdi.”

3133 – Hüneyde İbnu Hâlid hanımından, o da Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın zevcelerinden birinden anlatıyor:

“Resulullah (aleyhissalatu vesselâm) Zilhicce’den dokuz günle Aşura günü oruç tututardı. Bir de her aydan üç gün, ayın ilk pazartesi ile perşembe günü oruç tutardı.”

3134 – Kâsım İbnu Muhammed (rahimehullah) anlatıyor:

Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) Arefe günü oruç tutardı. Ben Arefe akşamı imamın (hacc emirinin, Müzdelife’ye gitmek üzere) hareket ettiği sırada Hz. Aişe’nin yerinde kalarak, halkla kendi arasında bir boşluk açılana kadar bekleyip sonra içecek birşeyler isteyerek iftar yaptığını gördüm.”

3135 – Ebu Katâde (radıyallahu anh) anlatıyor:

“Resulüllah (aleyhissalatu vesselâm) buyurdular ki:

“Arafat günü tutulan orucun, geçen yılın ve gelecek yılın günahlarına kefaret olacağına Allah’ın rahmetinden ümidim var.”

3145 – Ukbe İbnu Amir (radıyallahu anh) anlatıyor:

“Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

“Arefe günü, kurban günü ve teşrik günleri, biz müslümanların bayramıdır. Bu günler yeme-içme günleridir.”

3151 – Yine Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor:

“Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) Arefe günü Arafât’da oruç tutmayı yasakladı.”

6496 – Katâde İbnu’n-Numan radıyallahu anh anlatıyor:

“Resulullah aleyhissalatu vesselam’ın:

“Arafe günü oruç tutan kimsenin önündeki bir yıl ile geçmişteki bir yıllık (küçük) günahları mağfiret olunur” dediğini işittim.” 

 

Yazı kategorisi: Hayatın Gerçeği | 4 Yorum »

Zilhicce Ayı-Arefe Günü ve Hac Bayramı

Yazan: Ebrar Aralık 19, 2006

Ayların on ikincisi ve savaşmanın haram kılındığı haram ayların (eşhürü’l-hurum: Zilkâde, Zilhicce, Muharrem, Receb) ikincisidir. İçinde Kurban bayramının da bulunduğu Zülhicce ayı, mübarek ayların en mühimleri arasında yer almaktadır. Ashabtan ibnu Abbas (ra), Peygamber’den (sas) bu ayla ilgili şu hadisi nakletmektedir: Peygamber (sas); “Zilhicce’nin ilk on gününde yapılan ibadetler diğer aylarda yapılan iyi amellerden, Allah nezdinde daha makbuldür” buyurmuştur.

Zilhicce’nin sekizinci gününe “terviye günü” dokuzuncusuna “Arefe günü”; Kurban bayramı gününe (onuncu güne) “nahr günü”, ondan sonraki üç güne de “teşrik günleri” denilmiştir. “Arefe günü” burada, Kurban bayramından bir önceki gün anlamında değil, Arafat’ta vakfe gününü simgeleyen şer’î bir isimdir.

“Fecre yemin olsun. On geceye yemin olsun. Hem tek’e hem çifte yemin olsun. Gelip geçen geceye yemin olsun. Bütün bu anlatılanlarda, akıl sahipleri için bir yemin vardır.” (Fecr:1-5)

Mevlâ Celle Celalühu istediği şeye yemin eder. Dağa, aya, güneşe vb. Lâkin bizler böyle yemin edemeyiz. Biz üç türlü yemin edebiliriz; (Vav’ı kasem ile, bâ’yı kasem ile tâ-ı kasem ile) vallahi, billahi, tallahi şeklinde. Mevlâ Celle Celalühu burada önce “Fecr’e” yemin etmiştir. Gece karanlığı çatlayıp sabahın beyazı zâhir olmasıdır. Şafak attı deriz ya… İşte o zaman insanları karanlıktan aydınlığa, kederden sevince götüren vakte… Cihan karanlıktan aydınlığa tebessüm ettiği en neşeli ân’a, Mevlâ Celle Celalühu yemin etmiştir.
Denilmiştir ki; “Fecr”den murad, Kurban Bayramı’nın sabahıdır. Bu mâna da imamı Mücahid: “Fecr” lafzıyla özellikle Kurban Bayramı gününün şafak vakti murad edilmiştir, demiştir.
“Ve on gece yemin olsun.”
Buradaki on geceden murad Zilhicce Ayı’nın ilk on gecesidir. Yani Kurban Bay-ramı’ndan önceki on gecedir.
Mevla Teâlâ’nın on gün değilde on gece buyurmasının sebebi, günlerinin dokuz ol-masındandır. Onuncu gün bayramdır. Geceler ise önce geldiğinden on gece tamam oluyor.
Tefsir Âlimleri; Araf Süresi 142. Ayette geçen, “Musa ile otuz gece (Bana ibadet etmesi için) sözleştik ve buna on gece daha kattık. Böylece Rabb’inin tayin etitiği vakit kırk geceye tamamlandı.”
İşte bu ayetteki “on gün”e Alimler Zilhicce Ayı’nın ilk on günüdür demişlerdir. Mevlâ Celle Celalühu bu günlerde Musa Aleyhisselam ile kelâm etmiş, O’nu düşmanlarından kurtarıp kendine yakın kılmış ve bu on günde O’na on emri bildirmiştir, de-nilmektedir.
Hazreti Cabir Radiyallahü Anh’den rivayette Rasûlüllah Sallellahü Aleyhi ve Sellem buyurdular ki:
-On gece Kurban Bayramı’ndan (evvelki) on gecedir.
Mevla Tealâ bu günlerin kıymetine faziletine binaen yemin etmiştir.
Cabir Radiyallahü Anh’den rivayet olunan diğer bir hadis-i şerif’te Rasûlullah Sal-lellahü Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
-”Allah Tealâ’nın yanında Zilhicce’nin ilk on günü kadar makbul ve fazîletli başka bir gün yoktur.” Sahabe-i Kiram Radiyallahü Anh sordular:
-Ya Rasûlellah! Onun benzeri bir gün, Allah Tealâ’nın yolunda cihadda da yok mudur? Buyurdular ki:
-”Onda da yoktur. Meğer ki malıyla ve canıyla Allah Tealâ’nın yolunda cihada çıkı-yor, vuruyor, vuruşuyor ve onlardan hiçbir şeyle dönmüyor. Ancak bu hariç.
Hz. Aişe anamız şöyle anlatmıştır:
-Rasûlüllah Sallellahü Aleyhi ve Sellem zamanında bir adam vardı. Çalgıyı severdi. Ancak Zilhicce Ayı’nın hilali göründüğünde, sabahına oruçlu olurdu. Durum, Rasû-lüllah’a anlatıldı. Adamı getirdiler. Peygamberimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem ona sordu:
-Bu günlerde oruç tutmana sebep nedir?” Şöyle dedi:
-Ya Rasûlellah! O günler Hac menasikinin yerine getirildiği ve Haccın yapıldığı günlerdir. Hûccac orada duâlar okurlar, istedim ki: Allah Celle Celalühu onların dua-sına beni de ortak eylesin.
Bunun üzerine Efendimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdular:
-Bu on günlerde tuttuğun oruçların her bir günü için yüz köle azâdı ve o kadar da deve kurban etmek sevabı alırsın. Ve ayrıca Allah Celle Celalühu yolunda üzerine binilip savaş edilen yüz at yetiştirmeye denktir. Terviye (Zilhiccenin sekizinci günü, arefe gününden bir gün evvel) günü bin köle azadı sevabı, bin deve sadaka etmek sevabı ve bin at sefere yollamış gibi sevap kazanırsın.
-Arefe günü olunca; senin için iki bin köle azadı sevabı, iki bin deve sadaka etmiş sevabı, ikibin de Allah Celle Celalühu yolunda üzerine binilip savaşa gidilen at bağışlama sevabı verilir.
Bütün bunların dışında Arefe gününün orucu, biri geçmiş biri de gelecek senenin olmak üzere, iki senenin orucuna denktir.
Şimdi bu günlere erişipte bu kazançlardan istifade etmemek akıl kârı mıdır?
Bu on günlerde yapılan ibadet kadar hiç bir günde yapılan ibadet Allah Celle Celalühu’na daha sevimli gelmez.
Said b. Cübeyr Rahimehüllah şöyle demiştir:
-“Bu on gecelerde lambalarınızı söndürmeyin.”
Hizmetçisine dahi uyanık kalmasını emrederdi. O gecelerde yapılacak ibadeti de ona hoşça anlatır, sevdirmeye çalışırdı.
Denilmiştir ki:
Bir kimse, bu on günleri değerlendirir ise, Mevlâ Tealâ o kişiye on ikramda bulunur. Şöyle ki:
-Ömrü uğurlu ve bereketli olur.
-Malında bereket olur, artar.
-Allah Celle Celalühu onun çoluk çocuğunu korur.
-Günahlarına kefaret olur.
-Yaptığı iyiliklere kat kat sevap alır.
-Ölüm halini kolay eder.
-Kabrindeki karanlık günlerine aydınlık verir.
-Mizanında iyilik tarafını ağır bastırır.
-Ahirette düşük hallerden, rezil ve zelil olmaktan kurtarır.
-Cennetteki derecelerini yükseltir.
Ebu Derda Radiyallahü Anh der ki:
“Zilhiccenin ilk günlerinde çok dua ediniz, çok istiğfar ediniz. Çokça sadaka veriniz. Çünkü ben Rasûlüllah Sallellahü Aleyhi ve Sellem’den: “Zilhicce’nin ilk günün sevabından mahrum kalanlara yazıklar olsun”, dediğini işittim. Özellikle Zilhicce’nin dokuzuncu günü (yani arefe günü) oruç tutmayı ihmal etmeyiniz. Çükü bu günün orucunda hiç kimsenin sayamayacağı kadar çok hayır vardır.
Zilhicce Ayı’nın ilk on gününde Peygamberlere Yüce Allah Celle Celalühu’dan nice ikramlar gelmiştir. Bu mânada gelen bir çok haberler vardır.
İbni Abbas Radiyallahü Anh’ın rivayetine göre:
-Zilhicce Ayı’nın on günü içinde, Allah Celle Celalühu Adem Aleyhisselam’a tevbeyi nasib etti. O’na tevbe, Arefe günü nasib oldu.
Arefe günü derken, bu bir tanedir. Kurban Bayramı’ndan bir önceki gündür. Lakin halkımız Ramazan Bayramı’ndan önceki güne de arefe demektedir ki o gün, kastolunan arefe günü değildir.
Yine bu on günlerde İbrahim Aleyhisselam Halil olmuştur. Ateş onu yakmamıştır. Kurban ettiği oğlu İsmail Aleyhisselam bu gün, bir kaç fidye karşılığında kesilmekten kurtulmuştur.
Kâbe-i Muazzama’yı İbrahim Aleyhisselam bu günlerde yapmaya başlamıştır.
Mevla Tealâ Kur’an’ı Kerim’de buyurdu:
“Ağacın altında seninle biat ettikleri zaman…” Burada geçen Rıdvan Biatı’dır ki, bu dahi Zilhicce’nin on günleri içinde olmuştur.
Gelelim diğer ayetlere.
“Hem Teke, hem çifte yemin olsun”.
Tek lafzından Murad Allah Celle Celalühu’dur. Çift lafzından murad ise Allah Celle Celalühu’nun yarattığı mahlukattır. Adem ile Havva’dır, da demişlerdir.
“Gelip geçen geceye”.
Bundan murad ise Kurban Bayramı gecesidir. O gece Müzdelife gecesidir de de-nilmiştir.
Durum böyle olunca Mevla Celle Celalühu Kurban Bayramı gününe, on günlere, Adem Aleyhisselam ile Havva Validemiz’e de yemin etmiştir.
Bu arada kendi zatına Kurban Bayramı gecesinede yemin etmiştir. Bütün bu yeminlerden sonra da ne buyurmuştur.
“Bütün bu anlatınlarda, akıl sahipleri için bir yemin vardır”. Çünkü bunlar öyle olaylar, öyle şeylerdir ki, bir akıl sahibinin; bunlara önem vermemesi, bunların feyiz ve bereketinden, irşat edici özelliklerinden yararlanmaması, kuvvet almak istememesi ihtimali yoktur. Bu olaylardan, onların yaratıcısının; yaratan bir Rabbin var olduğu neticesini çıkarır.

Yazı kategorisi: Hayatın Gerçeği | 8 Yorum »